5/2/2008 · Kategori: Sufi Nazar

Sır ehli bir meczup vardı. Daima yalnızken, kimse yokken namaz kılardı. Birisi bir hayli yalvardı. Cuma gün cemaate katılmasını istedi.

 

Meczup camiye geldi. İmam tekbir getirir getirmez o da böğürmeye koyuldu.

 

Birisi namazdan sonra ona: "Namazda Allah'tan korkmadın mı da cemaat içinde öküz gibi böğürmeye başladın. Mumum başını keser gibi senin de başını kesmek gerek" dedi.

 

Meczup dedi ki: "İmamım, benim önüme düştü, ona uymam gerekti. Hamd suresini okurken bir öküz satın almaya başladı, benden de öküz sesini duydu. Her işte onu öne aldım, ona uydum. O ne yaparsa ben de onu yaparım."

 

Birisi derhal imamın yanına gidip bu hali etraflıca sordu.

 

İmam dedi ki: "Tekbir getirince, uzakta bir köyüm vardır, orasını hatırladım. Hamd okunurken hatırıma köydeki öküzler düştü. Öküzüm yoktu, bir öküz almaya koyuldum. Tam bu sırada öküz sesi duymaya başladım!"

 

s. 135 - 136

 

Ferideddin-i Attar, İlâhiname, c.1, Çev: Abdülbaki Gölpınarlı, M.E.B

 

sufikalbi.blogcu.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

19/11/2007 · Kategori: Sufi Nazar

 

 

Futu'hul Gayb - 71.Makale - Abdulkadir-i Geylani Hz.

 

 

Sen ya müridsin ya murad…

Ya Allah (CC) tarafından istenilen birisin veyahut O’nu (CC) isteyen bir müridsin.

Mürid olduğunu kabul edersen bütün yüklerin merkezi olduğunu da kabul edersin yahut bütün ağırlıkları omuzunda taşıyan biri olduğunu bileceksin. Çünkü arayıcısı, arayıcı her güçlüğe katlanmalı; arzusuna ermesi, istediğini bulması için bu yükleri çekmesi gerek.

Talip için beladan kaçmak olmaz. Nefsine hastalık gelir. Çocuğun ölür, malın çalınır. Bağına bahçene afet gelir. Bunların hepsini hoş karşılayacaksın. Bunlar, seni manevî günahlardan, kirlerden koruyacaklardır. Böylece hakikati sevenlere katılacaksın; onları bulacaksın.

Bu mana demek değildir ki bu gibi afetleri arayacaksın… Hayır. Gelene razı olacaksın, yani elinde olmadan…

Eğer murad isen yine vazifelerin olacak. O zaman daha ağır bir vazife ile başbaşasın. İşte o zaman Hakk’ı (CC) sakın itham etme. Bela gelirse şikayet etme. Sonra kıymetin düşer. Hakk (CC) seni seviyor. Böyle ufak tefek işlerle seni tecrübe ediyor. Seni tam olgun mertebeye çıkarmak için bunlarla deniyor. Böylece derecen yükselir. Velîlerin derecesine çıkarsın. Senin derecen onlardan alttır. Yerinde kalmak mı istersin? Onların yeri, senin bulunduğun süfli alemden yücedir. Onların yanına varmak istemez misin? Bulunduğun durum aşağıdır. Bu aşağılık içinde kalmayı arzu eder misin? Sen bunları arzu etsen bile Allah (CC) istemez. Çünkü O (CC), seni seçmiştir. Senin için O’nun (CC) bilgisi, senin bildiklerinden çok üstündür.

O (CC), senin için iyiyi seçiyor; en güzeli hazırlıyor. En yararlı hangisi ise onu söylüyor. Sen bunları kabul etmekten çekmiyorsun.

Burada sen bazı şeyler diyebilirsin. Mesela:

- “Allah (CC) madem birini seviyor, onu istiyor neden cefa veriyor? Halbuki bu cefa, en çok sevilene oluyor.”

Bu durumda sana Peygamberin (SAV) durumunu anlatmak yeter. O (SAV), en çok sevilendir. Bununla beraber en fazla cefa çekendir. Bu hali Peygamberimiz (SAV) şöyle beyan ediyor:

- “Kimsenin yapamayacağı şekilde Allah’tan (CC) korkarım. Allah (CC) yolunda kimsenin çekmediği ezayı çekerim. Öyle zaman oldu ki bir ay yiyecek bulamadım.”

Yine buyuruyor:

- “Ben Allah’ı (CC) en çok bilenim ve en çok korkanım.”

İşte Hadis-i Şerifler. Bunlar cefaları anlatır. Sebebi ise ilahi derecelerinin artması içindir. Onların derecesi ancak dünyada yapılan amelle yükselir. Dünya ise öbür alemin kazanç yeridir.

Peygamberlerin (AS) vazifesi, ilahi emirleri yerine getirdikten sonra sabırlı olmak ve olan işlere mukavemet etmektir.

Sonra bu dünya biter. Öbür alem başlar; ebedî saadete ererler.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

13/3/2007 · Kategori: Sufi Nazar

 

Her mevsimin ve her iklimin müşterisi başkadır. Bahar bülbüllerin velvelesiyle inler.Kış mevsiminin saltanatı ise kargalara aittir. Karganın sesi yükselince bülbüle de susmak ve bir kenara çekilmek düşer. Yani iyilik iyilikle kötülük kötülükle beraberdir. Bülbül nasıl baharı özlerse iyiler adalete ve güzelliğe aşıktır. Karga tabiatlıların baharı ise kıştır. Biraz hava bulanıp,soğuk rüzgarlar esmeye görsün kenarda köşede saklı kargalar nasıl da birden çoğalır ve bahara lanetler yağdırırlar. Eh,bahar ülkesine bülbül kış harabesine karga yakışır.Senin içinde de bir bahar ve güz var. Kalp bahçeni ihmal etme ki meydan kargalara kalmasın

-mesnevi'den-

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

11/11/2006 · Kategori: Sufi Nazar

 

 

Sufi geleneği bize, dünyevi işleri manevi çalşmamızdan bir sapma olarak algılamamızı değil, görevlerimizi ve tecrübelerimizi manevi seyahatimizin bir parçası ve mekanı olarak görmemizi öğretmektedir.Tasavvufun hedeflerinden birisi, günlük yaşamın kendisini derin bir manevi pratik haline getirmektir.

Sufiler aklımız ve bedenimizin ilahi armağan olduğuna ve O'na olan şükranımızın bir işareti olarak, bu armağanları geliştirmek ve onları iyi kullanmak için elimizden geleni yapmamız gerektiğine inanmaktadırlar.

Sufiler,bize dünyevi sorumluluklardan kaçmak yerine, sorumluluklarımızı sıradan insanlardan daha iyi yerine getirmemiz gerektiğini, çünkü bizim Allah(C.C.)'ın verdiği kapasiteleri en iyi şekilde kullanma gayesinde olduğumuzu öğretmektedir. Gerçek bir derviş, başkalarına nazaran daha sıkı ve daha dürüst çalışan kişidir. Bir derviş, daha iyi bir eş, daha iyi bir ebeveyn ve daha iyi bir evlat olmaya çalışır. Eğer ailemizi sevmez ve işverenlerimize yeteneklerimizi en iyi biçimde kullanarak hizmet edemezsek, Allah(C.C.)' ı sevmeye ve O'na hizmet etmeyi düşünmeye nasıl başlayabiliriz?

 

-Frager Robert, Kalp,Nefs ve Ruh,syf.38,Gelenek yyn.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

12/10/2006 · Kategori: Sufi Nazar

 

 

 

  • Muhabbetin dört çeşidi vardır: Allah’ı sevmek, Allah’ın sevdiklerini sevmek, Allah için sevmek, Allah’la beraber sevebilmek.
  • Aşk, bütün his, irâde ve düşüncelerden sıyrılarak yalnız Allah’a büyük bir iştiyakla yönelmek, mal, evlad, dünya ve her türlü alakadan koparak, Hâlık’a hasret duymaktır.
  • Günahlardan kurtuluşun en sür’atli yolu, muhabbetullah ve cemalullah’a aşk ve şevk ile bağlanmaktır. Bu ise çok ibadet etmek, istiğfar etmek, ölümü ve cehennem ateşini çok düşünmek, gecelerini ibadetle ihyâ etmek, mahlukâta şefkat göstermek, hüsn-i zan beslemek, şehvet, kin ve kötü fikirlere karşı sabretmekle elde edilir.
  • Sağa-sola bakmak nasıl kalbin gücünü parçalayıp zayıflatıyorsa, gözleri kapamak da, aksine kuvvet ve ferahlık verir.
  • Kim ki gözünü haramdan sakınır, nefsini şehvetten korur, bâtınını murâkabe ile ma’mûr hale getirir ve helal rızıkla beslenirse, firasetinde yanılmaz. Fakat firaset, bedende nefsin hakimiyeti ile değil, Cenâb-ı Hakk’ın nuru ile bakabilme hassasını kazanmakla elde edilen bir haslettir.
  • Tarikatların muhtelif prensipleri, usulleri vardır. Ama bütün tarikatlarda müşterek olan husus, temel esas hizmettir. İnsan hizmet ettikçe himmete mazhar olur, izzet bulur ve saâdet-i dâreyne erer.

     

    tasavvuf.sufiler.googlepages.com

  • Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

    « Önceki ::