15/8/2007 · Kategori: Sufi Rythyms

 

Hakkı seven aşıkların eğlencesi tevhid olur
Aşk oduna yanıkların eğlencesi tevhid olur
Mısri'ye uyan kişinin gider çürüğü işinin
İçindeki can kuşunun eğlencesi tevhid olur

Tasavvuf, taassup düşüncesine göğüs geren, beşeri zevki, ilahi zevk derecesine çıkaran, bu iki zevkin imtizacını sağlayan bir düşünce... Bir düşünce olmaktan çok, bir yaşayış, bir hayat tarzıdır. Bu hayat tarzı ile, Hakk'a ulaşma yolunda mesafe alınır.

Tasavvuf hayatının dış yüzünde göze çarpan en belirli hususiyet, san'ata olan bağlılıktır. Cenâb-ı Hakk'ın  "Mübdi (ibdâ' edici, bedii eser yaratıcı, bir şeyi örneği olmadığı halde meydana getiren) sıfatının tecellisi olan güzel sanâtların her koluyla, tasavvuf ehli ilgilidir. Meselâ bir Mevlevi mukabelesinin koreografisi, asırlardan beri tasavvuf ehlinin ince ve yüksek san'at imbiğinden geçerek bugünkü ulaşılmaz derecesine erişmiştir. Bu; güzel yazıdan mimariye, musikiden sedefkârlığa, şiirden raksa kadar hep böyledir.

Tasavvuf hayatında san'at bir gâye değildir. "Ayin-i Evliyaullah" denilen tasavvufî âyin ve merasimlerde yeralan en geniş mânâsıyla dans, en yüksek mânâsıyla mûsıki ve edebiyat, burada bir gâye olmayıp kişiyi Hakk'a çekmek, Hak için ve Hak yolunda tuzağa düşürmek maksadıyla kullanılan bir vâsıtadır. Mûsıkî ile, raks ile hatta giyim tarzı ile kişinin göz ve kulağına hitab etmek ve böylece her insanda yaratılıştan varolan estetik duyguları harekete geçirerek kişideki beşeri zevki, ilahi zevk derecesine yükseltmek... İşte tasavvuftaki san'attan gâye budur. Çünkü tasavvufun kendi gâyesi ancak ve ancak "Hak" dır.

Güzel san'atların içinde mûsıkî, tasavvuf ehlinin çok kullandığı bir vâsıtadır. Çünkü; ruhlar yaratıldığında, Yaratıcı tarafından "Elestü bi Rabbiküm (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?)" diye hitab olundu ve ruhlar "Kalû, belâ (evet dediler)" ve bu ilahi, Rabbânî hitab ile mest oldular. O, hiçbirşey ile izah edilemeyecek, hiçbirşeyden hissedilemeyecek, beşer olarak anlatılması mümkün olmayan, ancak yaşanan ve duyulan bir Rabbânî Mûsıkî idi. Kainatın sonunda da mûsıkî var: Sûr-ı İsrâfil... Allah (cc) cesetlere "Kalkın, mahşer yerinde toplanın" diyebilirdi. Böyle demeyecek, mahşeri, mûsıkî ile, yâni "ses" ile İsrâfil'in sûru ile ilân edecek..

İşte bunlar birtakım işaretlerdir ki ancak ehline malumdur. Bu işaretleri hakkıyle idrak edenlerden olan Hazret- işaretlerdir ki ancak ehline malumdur. Bu işaretleri hakkıyle idrak edenlerden olan Hazret-i Mevlânâ?da Mesnevi'sine "Bişnev in ney (Dinle bu neyi)" diye başlayarak; dinlemenin, işitmenin, sesin yâni mûsıkînin ehemmiyetini belirtmiştir.

Dinin bir "mükellefiyet", bir de "muhabbet" yönü vardır. Mükellefiyetlerimizin sorumluluklarımızın nasıl ifa edileceğini (yerine getirileceğini) din alimleri öğretirler. Bu yoldaki muhabbetimizi hatta aşkımızı nasıl izhar edeceğimizi (açığa vuracağımızı) ise tasavvuf yolu bize öğretir. Aşkı dile getirmekte mûsıkînin ne kudretli bir vâsıta olduğu da âşikardır. İşte bunlardan dolayı Hak âşıkı tasavvuf ehli, mûsıkî ile hem-hâldirler.

Ö. Tuğrul İnançer - Âteş-i Aşkk

 

http://tanburtaksimi.blogcu.com sitesinden alınmştır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

15/4/2007 · Kategori: Sufi Rythyms

www.kitapyurdu.com'dan satın al

 

 

Sufi / Tasavvufi Arayışın Dışavurumu
Lale Bahtiyar
İZ YAYINCILIK

Tasavvuf İslâm’ın, gizli arketipleri somut sembollerle ifade eden içsel boyutudur. Kulun ibadeti de zanaatkarın çalışması da, sufiye her şeyin içinde bulunan hayatı anımsatır: Allah’ın çağrısına icabet etmek için gerekli hazırlığı. Bütün İslâm gibi, tasavvufun temelinde yatan da Varlığın Birliği (Allah’tan başka ilah yoktur) ve Evrensel İlkörnek (Muhammed Allah’ın elçisidir) ilkelerinden oluşan ikili öğretidir. Yaratılışın iniş yayı, insan ruhuna biçim verilmesi ve Arayışın yükseliş yayı boyunca gerçekleşen geri dönüş gibi tasavvufi konuları ele alan Lale Bahtiyar İslâm geleneğinin biçim ve ahengine işaret eden manevi hakikate ışık tutuyor.

 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

7/4/2007 · Kategori: Sufi Rythyms

 

sufi; toprak gibidir, herkesi üzerinde taşır…
sufi; güneş gibidir, ışığı herkese ulaşır…
sufi; yumuşak huyludur, herkesle anlaşır…
sufi; temiz kalplidir, hemen barışır…
sufi; sabırlıdır, o kadar ki bazen sabırla yarışır…
sufi; sevmesini bilir, sevilmeyi başarır…
sufi; hizmeti seçer, yük çekmekten hoşlanır…
sufi; Hakk’a aşıktır; aşığa edeb yakışır…

 

Alıntı;Dut Ağacı

Resim;El yazması

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

7/12/2006 · Kategori: Sufi Rythyms

 

Dinle sözümü sana direm özge edadır
Derviş olana lazım olan aşk-ı Hudadır
Aşıkın nesi var İse maşuka fedadır.

Sema safa, cana şifa ruha gıdadır



Aşk ile gelin talibi gûyende olalım
Şevk ile safalar sürelim zinde olalım
Hazreti Mevlanaya gelin bende olalım

Sema safa, cana şifa ruha gıdadır



Sultan Veled

Kalıcı Bağlantı Yorum (7) Yorum yaz!

4/10/2006 · Kategori: Sufi Rythyms

 
Ben bu mülke gelmedin nerdenliğüm bilmişem
Bilmeyene o mülki bildürmeğe gelmişem

Işk ile aklın ilin tayy kıluben cüz’külün
Yokluğ ile varlığın bilmek içün gelmişem

Od u su toprak hevâ bulmadan neşv ü nemâ
Gelübeni bu eve girmeğe yönelmişem

Ma’rifetin hâline münkir olan kaline
Cehl ile ıdlâline ağlar iken gülmişem

Evveli yok evvele gün gibi mir’at ile
Mazhar olup zât ile ayn-ı safâ olmışam

Işk ile hamr-ı ezel içeliden lem-yezel
Sarhoş olup sahv ile sanmanuz yanılmışam

Rûşeni’den ay gibi Gülşenî devrân ile
Ay ile gün yoğ iken buluşuban dolmışam


İBRAHİM GÜLŞENİ

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::